Benan Bilek’ten Yeni Kitap; “Rezene” Banliyö Kitap’tan Çıktı!

Benan Bilek yeni kitabı Rezene ile okuruyla altıncı kez kucaklaşıyor. Son yıllarda Banliyö Kitap ile çalışan Benan Bilek’le yeni kitabı hakkında konuştuk.

– Yeni kitabınız Rezene ile okuyucularla yeniden buluştunuz. Bu kitap sizin için ne ifade ediyor?
Benan Bilek: Rezene, bugüne kadar yazdıklarım arasında duygusal yoğunluğu en yüksek kitap olabilir. Her öyküde içsel bir kırılma, bir durma ya da bir hesaplaşma var. Bu kitabı yazarken kendimle de yüzleştim. Belki de bu yüzden her karakter bana biraz daha yakın geldi.

– Kitapta çok farklı hayatlara, duygulara dokunuyorsunuz. Tüm bu öyküleri bir araya getiren şey neydi sizin için?
Benan Bilek: Ortak zemin, kayıp. Ama bu kayıp sadece bir kişinin ölümü değil; bazen geçmişin kaybı, bazen bir duygunun, bazen de bir kimliğin silinmesi. Öykülerdeki karakterler sessiz ama derin bir çığlıkla konuşuyorlar. O çığlığı duyan herkes bu öykülerde kendinden bir şeyler bulabilir.

– Kitabın ismi dikkat çekici: “Rezene”. Neden bu isim?
Benan Bilek: Rezene bana hem acıyı hem şifayı çağrıştırıyor. Acı bir tadı var ama aynı zamanda rahatlatıcı. Yazdığım öyküler de öyle: okurken bir burukluk bırakıyor belki ama sonra bir şeyleri hafifletiyor içimizde. O yüzden bu ismi seçtim.

Benan Bilek; Banliyö Kitap Edebi Bir Sığınak

– “Rezene” aynı zamanda Banliyö Kitap etiketiyle yayımlandı. Bu iş birliğinden biraz bahsedebilir misiniz?
Benan Bilek: Banliyö Kitap’la yollarımız kesiştiğinde, kendimi nihayet anlatabileceğim bir alan bulduğumu hissettim. Onlar bir yayınevi olmaktan çok bir edebi sığınak gibi. Öykülerimi yargılamadan, değiştirmeye çalışmadan kucakladılar. Bağımsız bir yayınevi olmalarına rağmen gösterdikleri özen, kurdukları iletişim, yazarla kurdukları bağ çok değerli.

– Yayınevinin duruşu da dikkat çekiyor. Banliyö Kitap’ı özel kılan şey sizce ne?
Benan Bilek: Banliyö Kitap, büyük yayınevlerinin gözünden kaçan ama kalbiyle yazan yazarların sesi olmaya çalışıyor. Edebiyatı pazarlanabilir bir ürün gibi değil, bir ifade biçimi olarak sahipleniyorlar. Bu benim için çok önemliydi. Çünkü ben de yazarken bir ticaret yapmıyorum; derdimi, gözlemimi, duygumu aktarıyorum.

– “Rezene”de sizi en çok zorlayan öykü hangisiydi?
Benan Bilek: Belki de Veysel’in hikâyesi… Sevdiği kadının naaşına dokunmak isteyen ama geleneklerin, kalabalığın arasında sesi çıkmayan o adam… Onun çaresizliği, aslında çok tanıdık. Yazarken onun suskunluğu benim içimi susturdu diyebilirim.

– Son olarak, hem kitabınızı hem de Banliyö Kitap’ı takip eden okurlara ne söylemek istersiniz?
Benan Bilek: Edebiyat sadece hikâyeleri değil, sesleri de görünür kılar. Eğer Rezene ile içinizde bir yerlere dokunabilirsem ne mutlu bana. Banliyö Kitap gibi cesur ve inatçı yayınevlerini desteklemek, sadece yazarı değil, edebiyatın kendisini de desteklemektir. Bu yüzden okurlara hem teşekkür etmek hem de birlikte büyüme umudumu paylaşmak isterim.

Rezene’nin Kapak Yazısı Hakan Akdoğan Tarafından Kaleme Alındı

Benan Bilek’in kaleminden çıkan Rezene ile insan ruhunun labirentlerinde unutulmaz bir yolculuk…

Rezene, kayıpların gölgesinde kıvranan yüreklerin, yalnızlığın soğuk duvarlarına çarpan nefeslerin ve beklenmedik darbelerle sarsılan insanların hikâyelerini bir araya getiriyor. Benan Bilek, psikolojik derinlik taşıyan şiir gibi akan öykülerinde; aşkın sancılı sınırlarında gezinen genç bir müzisyenin trajedisinden, geçmişin ağır yüküyle hesaplaşan kadınların iç çatışmalarına, toplumsal baskılar altında ezilen bireylerin sessiz çığlıklarına uzanan geniş bir duygu evrenine davet ediyor okuru.

Nesterenin borç talebiyle başlayan ve ölümle keskinleşen bir tutkunun hüzünlü izleri… Bir otobüs yolculuğunda kendini kehribarın katı reçinesine hapsolmuş hisseden adamın metaforik yalnızlığı… Cenaze evindeki kadın kalabalığının ortasında, sevdiği kadının naaşına dokunma arzusuyla yanıp tutuşan Veysel’in çaresizliği… Sosyal sorumluluk maskesi ardındaki ikiyüzlülüğü fark eden idealist bir kadının sarsıcı uyanışı… Kumdan kalelerin arasında annelik, ihanet ve kaybetme korkusuyla boğuşan bir kadının kırılgan direnci…

Bilek, karakterlerini yargılamadan, insanlığın karanlık ve aydınlık yanlarını cesurca ortaya koyuyor. Her öyküde, hayatın acımasız rastlantılarına rağmen direnen bir “insan olma” çabası var: Yanlış kararların ağır bedelleri, pişmanlıkların kemiren sessizliği, toplumun dayattığı rollere isyan eden kadın bedenleri ve geçmişin gölgesinden kurtulmaya çalışan ruhlar…

Rezene, sadece okurun zihninde değil, yüreğinde de iz bırakacak bir kitap. Benan Bilek’in sarsıcı gerçekçiliği ve lirik anlatımıyla, her biri hayatın sert dokusundan koparılmış bu öyküler; kaybetmenin, özlemenin ve belki de en çok, kendin kalabilmenin şiirsel bir dökümü…

Hakan Akdoğan

Scroll to Top